22 Ağustos 2010 Pazar

California


Nede guzelmis California. Melekler sehri Los Angeles hayal kirikligi sadece. San Fransiscooooo, ruyalarimin sehri olarak kaldi.
Cok cok guzeldi. Las Vegas son duragimdi. Bir kere gormeye deger, onun disinda bes para etmez gozumde. 2 gun,3.gun olay mahalini terketmekte fayda var. Ve Steinbeck'in Canery Row'u, Sardilya Sokagi. O sokaklarda yurumek. Salinas, ah Salinas. Fahiselerin, iyi kalpli ama yoksul insanlarin arka sokaklari, genelevleri, gocmenleriyle Salinas.

Keske komik birseyler olsa hep birlikte gulsek, ama yok. Zor gunler...Sancili bekleyis devam ediyor. Yeni yerler gormek ne guzel sey aslinda. Yada benim gibi, hayati ayakustu yasayan insanlara iyi geliyor bu gezme isleri. 30 yasina geldim hala tek derdim, yiyelim, icelim, gezelim. Bak yine ayni soru, nasil bir insanim ben ya? Babam olsa ne derdi, BERDUS!

Bu arada, her yerde, herkes Ejderha Dovmeli Kiz'i okuyor. Go Lisbeth goooooo!

5 Ağustos 2010 Perşembe

Soyleyemediklerim


Simdi bir seyler soylemek lazim. Keske, umudumdan once bitseydi omrum.
Umutsuzluk hastaligina tutuldum, gecmiyor ne yapsam. Cabalarken, ellerimin arasindan kayip gidiyor hayat. Ve caresizlik...
Bitip tukenmeyen bir caresizlik. Ask alindi elimden, is alindi. Siradaki?

Talihsizlikler firtinasi hukum suruyor ruhumda. Sonsuz bir kabusu yasiyorum sanki, uyanamiyorum. En kotu tarafiysa o kabusla yasamaya alistim sanki. Basarisizliklarin, hep yarim kalan islerin, belki istikrarsizligin surukledigi bir limandayim. Bu aralar Meksika Korfezine dusmus bir kus gibi hissediyorum. Ben basimi cikarmaya, gozlerimi acmaya calistikca uzerime uzerime geliyor petrol tabakasi. Kapkara...

Yoruldum, cok yoruldum. Intihar etmek bir secimdir, hayatina son vermek. Belki de son yillarda beni en uzen seye cozum olur. Ne askta ne iste hic soz soyleme hakkim olmadi, benim hayatima baskalari karar verdi. E. bile cekip giderken, benim iyiligimi dusundugunu soyleyecektir muhtemelen. Mumkunse iyilik yapmayin bana artik, n'olur, n"olur, cok canim aciyor. Belki intihar etmek, bir yerden kovulmadan, terkedilmeden, onlar beni gondermeden benim olay mahalini terketmemdir. Istifa etmektir hayat adli muesseseden.

En iyiler genellikle
intihar ederler
sadece kaçmak için
ve o geride kalanlar
asla tam olarak anlayamazlar
neden biri
onlardan kaçmak istesin ki..! der Bukowski...

1 Ağustos 2010 Pazar

Biraz Sessizlik



Susarak yasamayi ogreniyorum. Suskunlugum o yuzden...Gececek biliyorum. Canim cok yaniyor, icim aciyor, sanki parca parca etimi kopariyorlar, nefes alamazmisim gibi oluyor. Biliyorum ama, hepsi gececek...Hepsi gececek ve kaldigi yerden devam edecek hayat, kalanlar icin. Ben hep kalanlardan olurum, birileri gider, ben sadece arkalarindan bakmakla yetinirim. Bir kere, sadece bir kere, sadece bir kere, sadece bir kere, sadece bir kere istiyorum. Bir dilegim var sadece...Ama olmaz biliyorum.

Yorgunum, caresizim, el kapilarinda bicareyim...

Buyuk usta Marquez'in sozu geliyor aklima, O oyku artik gecmiste kaldi, simdi onemli olan bir sonraki. Ya ben neyi bekliyorum usta?

13 Temmuz 2010 Salı

Sence Sen Psikopat misin?


Kuala Lumpur'dan sevgilerle.Turkiye Malezya olur mu tartismalarinda son nokta, deli Turk Kuala Lumpur'da. Olay mahalinden bildiriyor. Mumkunse olmasin, nolur olmasin. Pek fena vallahii. Neyse, boktan, bes para etmez bir yer Kuala Lumpur.
Bundan sonnasi benimle yola cikacak olanlara ders olsun. Mikican'in basina gelenler.

Kuala Lumpur'da yagmur ormanlarina gittik. 3000 merdiveni tirmanip, zirveye cikmak gerekiyor. Mikican, manzaraya bakarik adamim dedim. Hoplaya ziplaya turku cigirarak cikmaya basladim ben. Yolun yarisinda Miki nolur duralim, benim basim donuyor, sanirim tansiyonum dustu sicaktan dedi. Bi baktim, ates gibi yaniyor. Allah dedim ve oturttuk golgeye. Soyduk ustunu basini, basindan asagi soguk su doktuk. Bi sogut golgesi bulup yatirdik, bekledik basinda falan. Sonna yagmur basladi, yol kapanmis, geriye donus yok. Dediler ki biraz daha cikin, ip koprulerden doneceksiniz. Mikican, yari baygin 300 metreye kadar yukselen ip koprulerden gecerek tamamladi yagmur ormanlarindaki yolculugunu.

Penang'e gitmek icin araba kiraladik. Otobanda araba bozuldu, yolun kenari bataklik. 2 saate yakin gunesin altinda, batakligin kenarinda, 110 derece sicakta bekledik. Bu arada cok yardimsever oldugunu dusundugumuz, bir takim gaspci, tecavuzcu arkadaslar ugradiysa da basimiza bsey gelmeden atlattik. Avis, yeni araba ve cekici getirdi.

Penang'e ulastigimizda, Mikican yavrum, parasute binelim, super manzara oluyor, dedim. Kac metre yukselir dedi. En fazla 3, bilemedin 5 metre dedim; 6 olmaz yani. Bindik. Mikinin son sorusu, su kac metrede beton etkisi yapar; oldu. Mikican dostum yannis annama, bizim oralarda u kadar yukselmiyorlardi dedim. Manyak derler adama zira, yada yalanci. 5 metre nereee, 70-80 metre nereee.

Son destinasyonumuz Langkawi adasiydi. Dejavu olacaksiniz ama, Mikican yavrum jetski'ye binelim, aciklarda super manzara oluyor dedim. Tamam dedi, ben bastim gittim turku cigirarak. Tam, acik ara yendim ben de Miki nerde kaldi acaba diye baktim ki, Allah dedim gorunurde yok, panikle geri dondum. Bos besik goren Fatma Girik gibi bakindim, amanin caaanim Miki derkene sudan cikti. Beni yakalayayim derken, dusmus. Neyse, fedakar bir arkadas gibi, atimin terkisine attim kiyiya goturdum Miki'yi. Baya su yutmus minik yavru.

En son hikaye, bisiklete binelim dedim. Hem ne bogulursun, ne bayilirsin. Sifir tehlike! Ben hirsiz olayim, sen polis; beni yakalamaya calis dedim. Arada lulululu polis sireni sesi de yap ki gercekci olsun dedim, bastim gittim turku cigirarak. Bi sure sonna arkama baktim kimse yok. Geri dondum, kalabalik gordum. Kesin Miki ile ilgili dedim ama. Miki dusmus tabiki, otel gorevlileri yardimci olmuslar.

Mikicanim, adamim noldu? dedim. Cevap aynen soyle, sence sen psikopat misin? Daha once manzara seyredelim dedin, hikaye 600 metre yukseklikte cam tabanli bir teleferikte bitti. Son 5 gundur, basima gelmeyen is kalmadi. Daha beraber 2 gunumuz var, annemin telefonunu vereyim, basima bir is gelirse ararsin dedi.

Bence, ben psikopat miyim? Aman psikopatsam psikopatim, kime ne? Birince derece yanik teshisi ile hastaneye kaldirilabilirim her an. Ben canimin derdindeyim.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Ejderha Dovmeli Kiz


Bundan sonnaki kahramanim kendisi, hatta anti kahramanim. Bastir Lisbeth, kotulere karsi, zalimlere karsi...

Sevdigimi koluma takarim, Bebekte uc bes tur atarim sarkisiyla eglenen salaklara inat bastir, birakip gidenlere inat, yalan soyleyen, oyalayan, kalbimizde actigi yaralar hic kapanmamis olan adamlara inat bastir. Belki bir gun dunya baska bir yer olur diye bastir...

Bense seni destekliyor olacagim, en neseli anlarimda soyledigim sarkimla. Teyyyy, teyyyy, teyyyyyyy!

http://fizy.com/#s/1ail1b

Seytanin Oglu


Omru hayatimda bir kere paraya kiyip psikiyatra gitmisligim var. Psikiyatrist ile diyalogumuz su sekilde gelisti. Neden psikiyatrist ihtiyaci duydunuz dedi. Arkadasim, paranoyak oldugumu dusunuyor dedim. Teshisi koyan arkadas psikolog mu, psikiyatir mi dedi. C sikki hicbiri, bankaci dedim. E, o zaman nasil teshis koyuyor, kendisini meslekdasimiz saniyorsa, belki o sizofrendire benzeyen bir cevap vermisti. Nedense aklima geldi, burada I.'nin arkadasinin cocuguna koyfugum teshis nedeniyle. Ahir omrumde , hayalet avcisi da olmak varmis.

Mogolistanli kadincagiz kahvaltiya cagirmis. Bide benim gibi hayalet, ecinni, cakra islerine inanan Chris var, Brezilyali delimsek bisey. Kadinin evinde hayalet gordugumuzu, kotu gucler oldugunu iddia ettik. Dikkatinizi cekerim, bunu kadinin yuzune oyledik. Sonna, hayaletin ikamet ettigi odayi bulmak icin odalari dolasirken, kadin cocugunun yaptigi fotograflari gosterdi. 9 yasinda cocuk, tabut, olu, mezarlik, kasvetli karalamalar yapmis. Ayni korku filmlerindeki gibi. Ve o an Chris ile karar verdik. Seytanin oglu orada. Seytanin oglu yukardaki fotonun erkek versiyonu olsa gerek yada onun gibi bisey. Daha once gormuslugum yok Allah icin. Gormuslugum olsa, aninda koyarim teshisi de. Chris arkidesim, belki de cocuk normal, gorduklerini resmediyor dedi. Kadinin kocasi Ingiliz, Ingiliz konsolosluguna isimsiz mektup gonderecegiz. Seytanin Ogluda olsa, anasini oldurmez heralde ama babasini oldurebilir bence. Konsolosluga, bir vatandasinizin can guvenligi tehlikede, gerekli onlemleri alin diye uyari mektubu gonderecegiz. Exorcism yapacak bir tanidigi olan varsa Hong Kong tarafinda el kaldirsin yani.


Sanki hic dert yoktu, bide komsunun oglunun seytan cikarma isi cikti bak simdi. Musadenizle ben simdi gitmeliyim, arkidesin oglunu kutsamam lazim!

1 Temmuz 2010 Perşembe

Portakal Agaci Insani


Yeniden Hong Kong'dayim ve ne cok sey var aslinda annatacak. Bazen biraz komik, bazen biraz trajik.
Aklimda tek sey var, ben neden portakal agaci insani gibi sofralar kurup, aile buyuklerimle bir araya gelmiyorum? Hadi aile insani degiliz de, neden sofralar kuramiyorum? Kiskanmiyorum ama cok ozeniyorum o kiza, ne kadar kanaatkar, huzurlu...Bide bize bak len, nerden tutsan elinde kalan bir hayat. Paramparca,ayiyayayyiyaaaaa, paramparcaaaaa...

Nitelikler vasat, beklentiler super yuksek! Hadi nitelikten zaten gectim de sans da yok. Allah sonumuzu hayir etsin a dostlar. Bak yine hafakanlar basti...

Bak yine hanim kizimiz, sofrasini kurmus, ailesini cagirmis, dedeciginin hayir dualarini almis. Vallahi insan evladi. Allah belani versin dedim kendime, sen de hala life in love havalarinda takil bakalim...